31 Ekim 2009 13:32 · fbabke · 0 fav
· Etiketler
bitki kürü
,
bitki çayı
,
bitkisel sağlık
,
boğaz ağrısı
,
cilt sağlığı
,
domuz gribi
,
grip
,
haber
,
kanser
,
mandalina
,
portakal
,
sağlık
,
virüs
,
vitamin
,
yeşil çay
Bunları uygula gribe yakalanma
Bağışıklık sisteminiz ne kadar güçlü olursa domuz gribine karşı vücut direnci de o kadar artar. Özellikle yaz mevsiminden kışa geçişte zayıflamaya başlayan bağışıklık sistemini güçlendirmek adına meyve ve sebze tüketiminin artırılması gerekiyor. Çünkü meyve ve sebzeler, bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudun hastalıklara karşı direncini artırır.
Bunun yanı sıra balık, kırmızı et ve bakliyat yemek insanı dinç tutar. Soğan ve sarımsak da gribal enfeksiyonlara karşı kalkan görevi gören çok önemli iki besindir. Soğanı ve sarımsağı yemeklerle tüketebilir ya da çiğ olarak da yiyebilirsiniz. E vitamini de bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkilidir. Yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagillerin yeterli miktarlarda tüketilmesi önemlidir.
Domuz gribine karşı portakal ve mandalina!
Portakal-mandalina, greyfurt: Kış mevsiminin vazgeçilmez meyveleri arasında yer alan narenciye grubu meyveler, içerdikleri zengin C vitamini ile hastalıklara karşı vücudun savunma mekanizmasını harekete geçirir. Mandalina, greyfurt, portakal ve limon suyu karışımı, domuz gribine karşı çok iyi bir beslenme kaynağıdır.
Elma: Elma, içerdiği E ve C vitaminleri gibi antioksidan öğeler ile bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı direnci artırır.
Nar: Antioksidan kapasitesi oldukça zengin olan nar da önemli miktarda potasyum, lif, C vitamini ve niasin (B3 vitamini) içermektedir. Bu zengin içeriği ile gribal enfeksiyonlarının düşmanı olan bir besindir.
Yeşil sivri biber
Özellikle kuşburnu, kırmızı ve yeşil sivri biber, kivi, maydanoz ve rokada bulunan C vitamini miktarı; portakal, mandalina ve limonda bulunan C vitamini miktarı kadardır.
Yazın tüketilen salatayı kışın da bolca yiyin!
Salata, gribe karşı öğle ve akşam yemeklerimizin vazgeçilmezi olmalı. Özellikle bu dönemde ıspanak, kereviz, pırasa, havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz bolca yenilmelidir.
Gribe karşı ıspanak çorbası
Ispanak, kuru soğan, bulgur ve kıymanın bir arada yer aldığı hem lezzet açısından hem de besin değeri açısından kaliteli bir çorba, gribal enfeksiyonlara karşı çok önemli bir önlemdir.
Çocuklarınızı gripten korumak için sebzeyi sevdirin!
Domuz gribine karşı çocukların da bol miktarda sebze yemesi gerekir. Bunun için kış sebzeleri onların tüketmeleri için cazip hale getirecek şekilde hazırlanmalıdır. Örneğin; kereviz yemeğini sevmeyen çocuğa, bu sebzeyi rendeleyerek, yoğurda karıştırmak, içine bir miktar da ceviz ekleyerek çocuğa sunmak, aynı şekilde ıspanak yemeğini sevmeyen çocuklara, ıspanağı bir iç olarak kullanarak; börek, poğaça ya da krep yapılması ve çocukların bu besinleri tüketmeleri sağlanmalıdır.
Domuz gribine karşı haftada bir gün kuru fasulye ya da nohut yiyin
Özellikle etli kurufasulye veya nohut yemeği haftada en az bir gün tüketilmeli.
Baklagil çorbası
Bulgur, kurufasulye, kuru soğan ekleyip hepsini blender'dan geçirerek, biraz da sıvı yağ eklemek suretiyle besin değeri yüksek bir çorba hazırlayabilirsiniz.
Ihlamur, adaçayı ve kuşburnu kurtarıcıdır.
Vücut ısısını dengede tutabilmek için bol sıvı alımı gerekir. Bu nedenle, her gün en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında ıhlamur, adaçayı, kuşburnu çayı, açık çay gibi içecekler tercih edilmeli.
31 Ekim 2009 13:11 · fbabke · 0 fav
· Etiketler
ahmet maranki
,
bitki kürü
,
bitki çayı
,
bitkisel sağlık
,
cilt bakımı
,
cilt sağlığı
,
haber
,
kanser
,
sağlık
,
yeşil çay
Ülkemizde batı ve güneybatı anadoluda yetiştirilir. Tohumları
kullanılır, tohumlarından yüzde elli oranında yağ çıkar. Tohumlarının
kabukları çıkarıldıktan sonra ezilmesi ile tahin elde edilir, en çok
tohumları ve tohumlarından elde edilen yağı kullanılır.
Hangi hastalıklarda kullanılırdı: Kabukları çıkarılmış tohumu
ezildikten sonra cam kavanoza konur ağzı iyice kapatılır kapalı
yerlerde saklanır,günde bir tatlı kaşığı tok karnına yenilebilir. Zayıf
mide, kabızlık, iktidarsızlık, nefes darlığı, bronşit, karaciğer
rahatsızlıkları, böbreklerdeki taş, kum.
Susam yağı
usam tohumları bir kavanoza doldurulur,üzerine ham
ayçiçek yağı veya zeytinyağı doldurulurgüneşte iki ay bekletilir sonra
süzülür bayanların karın ve bacaklarında meydana gelen çatlaklara
sürülürse çok faydalıdır.
Ezilmiş susam tohumları eşit miktarda bal ile karıştırlır,cam
kavanozlarda saklanır günde aç karnına sabak ve akşam birer tatlı
kaşığı yenilirse kilo aldırır.
30 Ekim 2009 16:06 · fbabke · 0 fav
· Etiketler
bitki kürü
,
bitki çayı
,
bitkisel sağlık
,
boğaz ağrısı
,
cilt sağlığı
,
domuz gribi
,
grip
,
haber
,
kanser
,
kuşburnu
,
sağlık
,
virüs
,
yeşil çay
,
şifalı bitkiler
Uzmanlar hava sıcaklığında büyük değişikliklerin yaşandığı Eylül ve
Ekim aylarının; ani ısı değişimlerinin etkisi ile vücut direncinin
düştüğü anlarda grip başta olmak üzere birçok enfeksiyon hastalığının
ve alerjik rahatsızlıkların görüldüğü aylar olduğunu belirterek
mevsiminde grip aşısı ve viral enfeksiyon hastalıklarının aşılarını
yaptırarak ortaya çıkabilecek tehlikeleri önlemek gerektiğine dikkat
çekti.
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Önder Akkaya, sonbahar aylarında artış
gösteren gribal enfeksiyonların, yetişkinlerde iş gücü kaybına yol
açabileceğinin altını çizdi. Hastalığın özel bir tedavisi olmamakla
birlikte hastalara kesin yatak istirahati öneren İç Hastalıkları Uzmanı
Dr. Önder Akkaya, enfeksiyon hastalıklarının belli başlı klinik
bulgularının yüksek ateş, halsizlik, eklem ağrıları, iştahsızlık ve baş
ağrıları olduğunu vurguladı. Dr. Önder Akkaya, gribal enfeksiyonun
basit üst solunum yolu enfeksiyonundan ayırıcı tanısının dikkatle
yapılması gerektiğini söyleyerek, "Hastalarda özellikle iki günden uzun
süren ateş veya diğer bulgulardan herhangi biri mevcut ise kesinlikle
doktor yardımı almaları gerekmektedir. Gribal enfeksiyon sonrası
zatürre gibi ağır enfeksiyonlar gelişebilir" dedi.
KAPALI VE HAVASIZ ORTAMLARA DİKKAT
Okulların açılması ve insanların kapalı ortamlarda toplu halde
bulunmaya başlamaları ile birlikte bulaşıcı hastalıkların artış
gösterdiğini vurgulayan Dr. Akkaya, ??Hava durumunu iyi takip edip
uygun giysilerle dışarı çıkmak, havasız ve kapalı mekânlarda uzun süre
kalmamak, gripli kişilerle öpüşmemek, alerjenlerin yoğun olduğu
bölgelerde uzun süre kalmamak bizi enfeksiyonlara karşı bir miktar
koruyabilir'' diye konuştu.
Sonbahar ve kış aylarında vücudun, depoladığı birçok vitamini ve
direnç arttırıcı maddeyi fazla miktarda kullandığı için, bol bol taze
meyve ve sebze tüketilmesi gerektiğini belirten Akkaya, bu mevsim
döneminde insanlarda bir takım hormonal değişikliklerin de
gözlenebileceğini söyledi. "Böbrek üstü bezinde üretilen bazı
hormonların düzeyindeki değişiklikler nedeniyle hastaların bağışıklık
sistemlerinde bir zayıflama meydana gelmektedir, sürekli ısınıp,
soğuyan hava nedeniyle insanlar giyinmelerinde de problem yaşar, bu da
vücut direncini olumsuz yönde etkilemektedir" diyen Dr. Akkaya bunlara
ek olarak alerjik rahatsızlıkların, özellikle ısı değişimi ve viral
enfeksiyonların tetiklemesiyle belirgin bir artış gösterdiğinin altını
çizdi.
"DÜZENLİ EGZERSİZ VE TAKVİYE YAPIN"
Sıcak günlerin ardından güneşin kendini az gösterdiği sonbahar
mevsiminde, insan metabolizmasında bazı olumsuz değişimlerin de
oluşabileceğini kaydeden Akkaya, yazın hızlanan ve aktivite artışı ile
daha çok enerji harcanmasına neden olan metabolizmanın ısı ve enerjiyi
koruma amaçlı olarak yavaşlamaya başladığını aktardı.
Vücut metabolizmasındaki yavaşlamanın, besinlerin depolanarak vücutta
yağ miktarının artmasına yol açacağını belirten Dr. Önder Akaya,
sonbaharla birlikte yavaşlamaya başlayan metabolizma nedeniyle hem kilo
almaya eğiliminin artabileceğini, hem de vücut direncinin
düşebileceğine işaret etti.
SONBAHARDA DÜZENLİ OLARAK GÜNDE 3 BARDAK KUŞBURNU İÇİN
Grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi hastalıklara karşı bol bol A ve
C vitamini tüketilmesini öneren Dr. Akkaya, "A ve C vitaminleri,
antioksidan vitaminlerdir. Bu vitaminler, bağışıklık sistemimizi
güçlendirerek, hastalıklara karşı daha dirençli olmamızı sağlar.
Turunçgiller, havuç, brokoli, kabak, brüksel lahanası, yeşilbiber,
karnabahar, mandalina, maydanoz, roka ve tere gibi sebzeler, vitaminler
açısından zengin besinlerdir. Burada önemli olan, meyvelerin
sıkıldıktan hemen sonra içilmesidir.'' şeklinde konuştu.
Özellikle, C vitamininin kuşburnunda bol miktarda mevcut olduğunu
belirten Dr. Akkaya, "100 gr kuşburnunda yaklaşık 3 gr C vitamini
bulunmaktadır. Bu vitamine ihtiyaç duyulduğu her zaman kuşburnu
tüketilmesi akılcı bir yol olacaktır. Kuşburnunun enfeksiyonlara ve
soğuk algınlığına karşı, beden savunma sistemlerini güçlendirici bir
etkiye sahip olduğunu bilinmektedir.'' dedi. Sonbahar döneminde düzenli
olarak her gün 3 bardak kuşburnu çayı tüketilmesinin önemli olduğunu
söyleyen Dr. Akkaya, kabızlık ve hafif safrakesesi, böbrek ve mesane
rahatsızlıklarına karşı da etkili olduğunun altını çizdi. Dr. Akkaya,
son olarak "Kuşburnu, özellikle sonbahar döneminde ani hava değişimine
bağlı olarak ortaya çıkan grip gibi hastalıklara karşı
tüketilmelidir.'' önerisinde bulundu.
30 Ekim 2009 15:54 · fbabke · 0 fav
· Etiketler
bitki kürü
,
bitki çayı
,
bitkisel sağlık
,
boğaz ağrısı
,
cilt sağlığı
,
domuz gribi
,
grip
,
haber
,
kanser
,
sağlık
,
virüs
,
yeşil çay
Boğazınız mı ağrıyor?
En iyi gelecek formül burada…
Boğaz ağrısına sert şekerlerin iyi gelebileceği bildirildi.
Fransız
“Prescrire” tıp dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, sert şekerleri
emerken tükürük bezleri harekete geçiyor, dolayısıyla yutkunma artıyor,
şekerlerin yanındaysa sıcak içecekler içmek boğaz ağrısını gidermekte
yeterli bir yöntem.
Larenjit,
farenjit, anjin gibi sık sık rastlanan boğazla ilgili hastalıkların
birkaç gün içinde kendi kendine geçtiğini ve ilaçlarla tedavi
edilmesine gerek olmadığını belirten araştırmacılar, vakaların yüzde
90′ının virüse bağlı boğaz iltihabı olduğunu, bunun da antibiyotikler,
kortizonlu veya iltihap önleyici ilaçları kullanmayı gerektirmediğine
dikkati çekti.
1150
kişi üzerinde yapılan 4 araştırmanın sonuçlarına göre bilim adamları,
pastiller, şuruplar ya da antimikrop, antiseptik içeren ilaçların,
şeker, bal ya da sıcak içeceklerle kıyaslandığında elle tutulur yararı
bulunmadığını vurguladı.
Araştırmaya
katılanlardan rastgele seçilen bir grup, 2-3 gün boyunca ambroksol
içeren pastilden günde en fazla 6 tane olmak üzere aldı, diğer grubaysa
placebo (sahte ilaç) verildi. Araştırmaların sonunda, placebo
pastillerin etkisi 2 yetişkin hastadan birinde “iyi” ya da “çok iyi”
olarak değerlendirildi. Bununla beraber 12 yaşın üzerindeki gençlerde
ambroksol içeren pastil ve placebo pastilin etkisi arasında fark
görülmedi.
Araştırmacılar,
boğaz ağrısının sadece birkaç gün sürdüğünü, sıcak içeceklerin
virüslerin çoğalmasını sınırlandırdığını şekerlerinse tükürük bezlerini
harekete geçirdiğini belirterek önerilerde bulundu:
“Boğazınızın
iki tarafı ağrıyorsa sert şekerlerden emin. Normalde belirtiler 4-5
güne kadar geçecektir. Bu süre zarfında doktorunuza telefonla durumunuz
hakkında bilgi verebilirsiniz. Vakaların yüzde 10′unda iltihap bakteri
kökenlidir ve antibiyotikle tedavi edilmesi gerekir. Eğer
belirtileriniz aynı şekilde 5 günden uzun sürüyorsa ya da kulak ağrısı
gibi yeni bir gelişme söz konusuysa doktora gidin.” [AA]
30 Ekim 2009 15:44 · fbabke · 0 fav
· Etiketler
bitkisel sağlık
,
cinsel
,
cinsel sağlık
,
cinsellik
,
ginseng
,
kadın
,
kadın sağlığı
,
sağlık
,
şifalı bitkiler
Ginseng, binlerce yıldır genel sağlık üzerinde, iyileştirici ve şifalı
bir bitki olarak kullanılmaktadır. Çinliler tarafından keşfedilen
bitki, genelde çayı demlenerek tüketilir. Büyük kazık köklü çok yıllık
otsu bir bitkidir.
Ginseng, yabani olarak yüksek dağların eteklerinde yetişmekte ve
koyu kırmızı meyve salkımları veren bitkinin insan figürüne benzetilen
kökleri şifalı kısmını oluşturmaktadır. Çin, Japonya, Kore gibi
Uzakdoğu ülkelerinde yabani olarak bulunmasının yanısıra, kültürü
(yetiştirilmesi) de yapılmaktadır. Zihin açıcı, hafıza güçlendirici,
cilt toniği, iktidarsızlık ve çeşitli yaşlılık hastalıkları için
yararlıdır.
Zindelik ve tazelik hissi verir. Yan etkisi yoktur, fakat fazla
kullanılmamalıdır. Ayrıca, kolesterol düşürücü, enerji artırıcı,
dayanıklılık ve bağışıklık kazandırma, yorgunluk ve stres azaltıcı
olarak kullanılmaktadır. Şeker hastalarına da önerilmektedir. 2000
yılında Toronto Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, kan
şekerini %20 oranında düşürmüştür.
Bu yararlarının yanı sıra, bir
anti aging (yaşlanma karşıtı) ilacı olarak da tüketilebilmektedir.
Zihinsel ve fiziksel kapasiteleri artırır, kan sistemini harekete
geçirir. Başka bir yönü de, kanser tedavisinde yararlı bir bitki olarak
kullanılmaktadır.
Cinsel uyarıcı ve hormon dengeleyicidir. D grubu vitaminleri içeriğinde taşımaktadır.
29 Ekim 2009 11:33 · fbabke · 0 fav
· Etiketler
aile
,
akupunktur
,
haber
,
haberler
,
insan
,
obez
,
sağlık
,
yaşam
,
zayıflama
,
çocuk

Sağlıklı zayıflama ve Akupunktur Uzmanı Dr. İsmail Ağar çocuklarımızın
sağlığını tehdit eden ve hızla yayılan obezite karşısında toplumdaki
duyarlığın artış göstermediğinden yakındı. Ağar, ''Obezite çocukluk
çağının en sık görülen kronik hastalıklardan biri olarak kabul
edilmektedir. Dünyada 100 milyonun üzerinde çocuk obezite tehlikesi ve
buna bağlı hastalıkların oluşturacağı risk faktörleri altında. Yapılan
araştırmalar ülkemizde son 20 yıl içinde ergenlerde obezite görülme
oranın arttığını göstermektedir'' dedi.
Ağar, ''Obezitenin
nedenleri arasında gösterilen Sedantri (hareketsiz)yaşam tarzı başka
bir deyişle yetersiz fiziksel aktivite artık çocukluk çağında
başlamaktadır. Okuldan eve gelen ve çoğu zamanını televizyon ve
bilgisayar karşısında geçiren çocuklar kadar arkadaşlarıyla buluşma
noktası fastfood restoranları olan ergenler içinde aynı durum söz
konusu. Aynı araştırmalar özellikle ergenlerde sebze ve meyve
tüketiminin hızla azaldığını gösteriyor. Bu durumda obezitenin bir
diğer nedeni olan sağlıksız ve dengesiz, besin değeri düşük kalorisi
yüksek beslenme kriterlerine uygunluk gösteriyor.’’
ÇÖZÜM AİLEDE BAŞLIYOR
''Öncelikle
ailelerin büyüme çağında nasıl olsa kilo verir yaklaşımından
uzaklaşması gerekiyor. Burada esas olan çocuğa gelişimini sağlayacak,
besin değeri yüksek, yeterli vitamin ve mineralleri aldığı sağlıklı
besinlerle düzenli bir beslenme biçimi oluşturulmasıdır'' diye konuşan
Ağar, '' Kilo sorunu yaşayan çocuklarda zayıflama yetişkinlere oranla
zor bir süreci kapsıyor. Öncelikle çocuğa gelişim çağında olduğu
için katı bir diyet uygulanamaz. Çocuk ve ergen obezitesiyle mücadelede
kilo fazlası olan çocukların gelişimlerine uygun kiloya ulaşmalarını
sağlayacak beslenme programı büyük önem taşır. Ancak çocukların bir
diyet programına sadık kalmaları ve kilo verdikten devamlılığı güç
olduğundan kilo fazlasıyla mücadelede destek bir program gerekli
olmaktadır'' dedi.
PEDİPUNKTUR –ÇOCUK-ERGEN AKUPUNKTURU İLE ÇOCUKLAR RAHATLIKLA KİLO VERİYOR
Dr.İsmail
Ağar çocuk ve ergenlerde zayıflamanın güç bir süreç olduğunu,
çocukların hazırlanan diyet ve beslenme programlarına sadık
kalmalarını sağlayacak ve onları teşvik edecek tamamen doğal hiçbir
kimyasal madde içermeyen yan etkisiz bir tedaviye ihtiyaçları olduğunu
bu anlamda pedipunktur’un oldukça başarılı sonuçlar kaydettiğini de
belirtiyor.